PROGRAM AÇIKLAMALARI (DETAYLI)

kültür  yayla

 

1.GÜN: TRABZON-ATATÜRK KÖŞKÜ-BEDESTEN -MEMİŞAGA KONAĞI-BORÇKA

 

DOĞA, TANRININ YAZDIĞI EN GÜZEL KİTAPTIR.  HAZIRMISINIZ ?

    

Trabzon hava Limanında karşıladığımız misafirlerimizle bir araya geldikten sonra ilk durağımız Atatürk köşkü olacak,köşkte tanışma, kaynaşma kahvaltısı yapacaz, kahvaltımızdan sonra  ise köşk gezimize start vereceğiz.
 

Kısaca köşkten bahsetmemiz gerekirse Atatürk köşkü: Trabzon’un soğuksu mahallesinde olup çam ormanlarının içerisinde Kotsantin Kabadayindis tarafından 1890 yılında yapılmış olup Avrupa ve Batı  Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan binada Avrupa’nın büyük ve gösterişli  simgeleri kullanılmıştır.
     

Köşkün dış cephesi taş işçiliği göstermekte olup, iç cephesi Bağdadî tekniğindedir. Yerler yine aynı akımın etkisi olarak dönemin fayanslarıyla döşenmiştir. Atatürk 11 Haziran 1937 gecesi bu Köşk’te bütün mal varlığını canından çok sevdiği Türk ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının bir listesini hazırlayarak gereğinin yapılması için Başbakan’ a göndermiştir.
    

Müzede, 19. yy sonu ile 20. yy ait, mobilyalar, porselenler, halılar vb. ile Atatürk’e ait tablolardan oluşan Etnografik nitelikli 344 adet eser sergilenmektedir.

    

Kahvaltımızı bittirip   Köşk gezimizi tamamladıktan  sonra sizleri  sanat atölyesi olan, Trabzon’a has  ‘anadan kıza’ diye ifade edilen  altın ve gümüş işleme sanatın olan Telkari,Hasır ve Kazaziyeyi bedesten de;  sanat atölyelerinde  binbir zahmetle işlenen bu yeminli yeteneği   yakından inceleyeceğiz.
 

Bedesten gezisinin sonrasında  artık şehri yavaş  yavaş terk etme zamanı ve rotamızı  doğu’ya doğru çeviriyoruz.
Trabzon’un sürmene ilçesinde bizleri 18 YY. kalma  MEMİŞAĞA Konağı bekliyor olacak.MEMİŞAĞA Konağının  diğer bir adı  Döner Tavanlı  veya KASTEL  Konağı  olarak bilinmektedir.
Dış görünüşüyle güçlü,güven verici  ve tarihinde ise  MEMİŞAĞA tarafından  bölgenin  vergi ve kontrolünü sağlamak amacıyla yönetim binası olarak kullanılmıştır.
İki katlı geniş saçaklı,evden çok bir kale gibi görünen bu ünlü yapı taş ve ahşap işçiliğinin mükemmel örneği olarak ÇAYKUR tarafından restore edilerek   kendini korumaya devam etmektedir.
     

Konağın  sunumunu yapıp gezimizi tamamladıktan  sonra 2 km yakınlığımızda bulunan  meşhur sürmene pidesinin tadına SERENDER de bakacağız.(Bu lezzet damağınızı delip geçeceğine garanti veriyoruz)
Pideler yendikten sonra  evlerinize veya hobi odalarınıza yakışacak olan sürmene bıçaklarının  sunumu için bıçak atölyemize gideceğiz, yılların bıçak ustalığını   el emeği göz nuru meşhur sürmene bıçaklarını atölyemizde görüp bu vesileyle küçük bir çay molası vereceğiz.

 

Kimseleri kesip biçmeden gezimize kaldığımız yerden devam edelim:)
İlk  günün tatlı yorgunluğunu atmak için Çayeli’nden öteye gidelum yali  yali J diyoruz, Borçka ya doğru  Karadenizin gün batımı manzarasıyla  pansiyonumuza varıyoruz.

   
   

2.GÜN: BORÇKA KARAGÖL-MAÇAHEL-MARALKÖYÜ-MARAL ŞELALESİ

    

     SEN BİR DERESİN,
     BİR BALIKSIN,
     ATMACASIN,
     BÖĞÜRTLEN YADA
     LEZİZ BİR ELMASIN…


Yeni bir güne SENDAGEZ dedikten sonra hep birlikte köy kahvaltımızı yapıyoruz ve yeşilin bin bir  tonunu, etrafındaki Kızılağaç,ladin,gürgen,kestane,kumar ağaçlarıyla  saklanmış  heyelan-set gölü olan Kara gölü ziyaret  etmek için pansiyonumuzdan ayrılıyoruz.
      

Yaklaşık olarak 45 dak. amazon tadında  yapacağımız araç yolculuğumuzla yer yer  şelaleleri,yer yer ormandan fışkıran aşk merdivenlerini ve kocaman fil ayağı  bitkilerini göreceğiz, burası doğu karadenizin çıldırmış ormanları diyebiliriz ve çok farklı bir doğası   olduğunu garanti ediyoruz.
  
Karagöl’e vardıktan sonra gölün etrafında  çok keyifli bir yürüyüş  parkuru bulunmakta, yaklaşık olarak 30- 60  Dak.  sürmekte (çok keyifli
ve  herkesin iştirak edebileceği kolaylıktadır.) Parkuru tamamladıktan  
sonra ise dileyen misafirlerimizle gölde küçük sandal gezisi yapacağız.  
Bu müthiş keyif verici aktiviteyi  bitirdikten sonra  çay- kahve molası ile kendimizi ödüllendireceğiz.
 

KARAGÖL aktivitemiz sonrasında bizleri bekleyen camili (MAÇAHEL )  köyüne doğru yol alacağız.
Yaklaşık olarak 1 saat tekrardan araç yolculuğu yapıp CAMİLİ (MAÇAHEL) köyüne varağız.

 

MAÇAHEL Köyü :Artvin’in Borçka ilçesine bağlı dağlarda konumlanmış,camili,efeler,düzenli,uğurlu,kayalar ve maral köyünden oluşan  yeşil cennettir.
MAÇAHEL bölgesi aynı zamanda zengin bitki ve canlı sebebi ile WWF UNESCO tarafından Türkiye’nin  tek biyosfer rezerv alan ilan edilmiş olup ayrıca  Avrupa ve Asya’nın tek ılıman iklim yağmur ormanlarına ev sahipliği yapan bir sınır köyüdür.

 

MAÇAHEL ’e ulaştıktan sonra  öğle yemeğimiz olan ‘yöresel gürcü mutfağı lezzetler’ menüsünü burada yiyecez. Yemekler yenip  biraz dinlendikten sonra tarihi camili (maçahel)camisini gezip maral köyü üzerinden, anıt ormanlarının eşliğinde Türkiyenin tek kırılmadan dökülen, 30  mt. yüksekliğindeki adate Tanrının göz yaşı diye tabir edebileceğimiz  Maral  Şelalesine yarım saatlik yürüyüş yapıp, dileyen misafirlerimizle  şelalenin altına inip, serinleyeceğiz.  

      

Aktivitemiz sonrasında MAÇAHEL  köyüne doğru dönüşümüzü yapıp Kafkas arı ırki ile ilgili laboratuarımızı ziyaret edip konu ile ilgili anekdotlarımızı alacaz, akşam yemeğimdem sonra ise  maçahel belgeselini otelimizde izleyeceğiz.

Konaklama detayı:müsaitlik durumuna göre tema vakfı oteli ;
Ya da pansionda olacak…

Ortak duş wc. Olabilir.


 

3.GÜN:ARHAVİ MENÇUNA ŞELALESİ-FINDIKLI ÇAGLAYAN KÖYÜ-LAZ KONAKLARI-AYDER

 

HER ŞELALEDE GİZLİBİR MESAJ VARDIR, ŞÖYLE SÖYLER;

EGER ESNEKSEN DÜŞMEK SANA ZARAR VERMEZ…

    

VEE  MAÇAHEL’DEN  ayrılma zamanı, olsun ama üzülmüyoruz,bizleri Artivin’in Arhavi ilçesinde bekleyen MENÇUNA Şelalesi olacak,otelimizden ayrılıp 1.5 saatlik yapacağımız yolculuğumuzla ilk olarak Arhavi şehir merkezinden yaklaşık 12 km araç güzergahıyla beraber tarihi çifte köprüleri görüp 15-20 dak.lık orman içi yürüyüşümüzü MENÇUNA Şelalesi için  yapacağız.
    

MENÇUNA Şelalesi:90 mt. yükseklikten  dökülen tabiat güzelliğinin eseri olan  bakmaya doyamayacağımız bir yer olup  altında ise  küçük bir havuzu olan doğa severlerin uğrak  yerlerindendir.    
Burada  kısa   bir mola verip, dinlendikten sonra dileyen misafirlerimizle şelalenin altında serinlemenin keyfini çıkartıp geldiğimiz güzergahtan öğle yemeğimiz için Rize’nin fındıklı ilçesine oradan  çağlayan köyüne ulaşacağız.
    

Çağlayan köyünde;dere kenarında,fındık bahçesinin içerisinde  sizlerle alabalığın en lezzetli menüsünü tadıp;çay,fındık,kivi gibi konuları burada işleyeceğiz.
     

Yemek sonrasında   tarihi Laz konaklarının yapısını,tarihini,kültürünü işleyip sahil yolundan Doğu Karadeniz’in en bakir vadisi olan, üzerinde 2500  endemik tür bulunduran, yaz dönemlerinde ise yoğun yerli-yabancı turistlerin ziyaret ettiği,extreme spor branşlarından Zipline,İnsan Sapanı, Rafting sporunun keyifle     yapılıp şampiyonalarının düzenlendiği ve  UNESCO (WWF) tarafından dünyanda  ilk korunması ilan edilen yüz önemli vadilerinden biri olan Fırtına Vadisine doğru yol alıp konaklamamızı  AYDER Yaylasında yapacağız.


 

4.GÜN: AVUSOR YAYLASI

          

‘DOĞANIN KAPISINI AÇ; İÇERİ GİR, KENDİNİ KAYBET,  KENDİNİ KEŞFET’

    

Dedikten      sonra   kahvaltımızı yaylada yapmanın keyfi ile programımıza başlaya biliriz. Ayder yaylasını (aslında mezrasını) sizle tanıttıktan sonra, 40 dk sürecek olan araç yolculuğumuzla beraber  ilk olarak rotamızı Hacızeni – Tobaya - Peryatak yaylalarına çeviriyor, yaylalarımızı gördükten sonra ise   kendi elektriğini kendisi üreten, modern  hayata kafa tutan çoğu kesme taş yapı olan,yer yer ahşap işçiliğin sergilendiği   bir Laz yaylasına gidiyoruz.

   

Hayvancılığın hala devam ettirildiği, zor şartlara  rağmen hiç yılmadan usanmadan yayla kültürünü devam ettiren gerçek Anadolu  emekçi insanlarını göreceğiz ve onların yaşantılarına ortak olup onlarla keyifli sohbetler edeceğiz.

   

Yaylaya varıp,   temiz havayı  içimize çektikten  sonra, yarım saat kadar yaylayı  geziyor, Kültürel aktivitemize ve fotoğraf çekimlerimize start veriyoruz.
   
Yayla gezimizden sonra vakit sallanma vakti değil kemerli Kaçkar’ın etekleri   bizleri bekler.1 saatlik yatay yürüyüşle ulaşacağımız Tobacelazena  Gölü(Büyük Avusor Gölü)   olacak.
      

Kemerli Kaçkar’ın   İhtişamına doyamayacaksınız.Yüzyıllardır buzulların aşındırması sonucu oluşan  AVUSOR  Sirk gölüne ulaşacağız. Göle ulaştıktan sonra dileyen misafirlerimiz göle girebilir. (Biraz soğuk ama yinede tavsiyemizdir; 10 yaş gençleşeceğinize inanıyoruz. )                                                                    Gölde   geçireceğimiz  1 saatlik vakti dileyenlerle Yoga, Streching yapılacaktır.
    

Kemerli Kaçkar’ın göle yansımasını,  bulutların gökyüzündeki danslarına   şahit olduktan sonra öğle yemeğimiz için yaylaya doğru dönüşe geçiyoruz.
    

Yayla evimizde bizleri bekleyen ‘yöresel yayla menüsü’ bizi bayağı bir şımartacak.
Yaylada biraz daha yaylanıp dinlendikten sonra yavaş yavaş aydere doğru dönüş vakti olacak.
Dönüş güzergahında ise  buzul gölü yürüyüşü yetmedi diyenlerle beraber  ‘kuntz yaylası’nda   özel bir patikamız daha bulunmakta ve oradan aydere varacağız.


 

5.GÜN:HÜSER YAYLASI

 

‘DOĞADA HAYAL KURMANA GEREK YOK;ÇÜNKÜ ZATEN HAYALİN İÇİNDESİN’

   

Bu günümüz dünümüze göre biraz daha farklı olsun, sizlerle beraber bulutlatın üstünde bir yolculuğa çıkalım. Dünyadan uzaklaşıp,dağlardan  gökyüzüne ellerimizi uzatalıp en içten dileklerimizi dileyelim.
   

Ayderden rotamızı hüser yaylasına çeviriyoruz, yaklaşık olarak 30 dk sürecek olan araç güzergahımız boyunca güneyden başlayacak olursak ALTIPARMAK  Dağlarını, KEMERLİ, BULUT, KAÇKAR, VERÇENİK Dağlarını seyrederek HÜSER Yaylasına varmış olacağız.
   

Bugün terapi günü, yayılma , dinlenme zamanı. Hüserin zirvesinden (Havanın müsaitliğine göre),  ÇAYMAKÇUR,KAVRUN vadilerini,HAZİNDAĞ,SAMİSTAL,POKUT,SAL,KAÇVAŞ Sırtlarını,görebilir yani bugün yükseklerden uçan  atmaca olacaz  desek yeridir.
     

En iyi gezginlerin,en profosyonel fotoğrafçıların neden bu yaylalara geldiğini,Kaçkarlarda yaşamakta olan 2500 endemik türlerin ne şekilde yaşadığını  dilimiz döndüğünce muhabbetle anlatacağız.
   

Öğle yemeğimizi yayla evinde ‘yayla lezzetler menümüzü’ yedikten sonra biraz daha yaylada vakit geçirecegiz.
Daha  sonra yavaş yavaş programımızın devamı olan   derin ormanlarının türküsünü dinlemek için  dileyen misafirlerimizle 2 saatlik patikamızdan aydere inişe geçeceğiz.
  

Patika da bizleri yer yer agaç mantarları, yer yer şirinler mantarları beklemekte olacak , yaban hayatın izlerini bir bir keşfedip, aydere akan şelalelerin kaynak noktalarını kadar  bu parkurda göreceğiz…
  
Parkur: orta         yürüyüş: 2 saat
        

 

6.GÜN:SAL-POKUT YAYLASI

 

‘ÖNÜNDEKİ YOLU TANIMAK İÇİN O YOLDAN DÖNENLERE SOR’
   
Karadeniz de her günümüz bir başkadır. Bugün günlerden sal-pokut  diyelim, iki güzel komşunun hayat hikayesini izleyelim.
iki komşu yayla  arasındaki gizemli patikada yürüyüp en güzel türkülerimizi burada söyleyelim,Enatabun duzinden amlakite bakalum,bulut denizinin üstünden güneşin batışına şahitlik edelim.

Hadi ozman hazır olun.

    

Araçla yapacagımız 1:30 saatlik  güzergahla ilk olarak çinçiva kahvede mola verip devamında bizleri bekleyen pokut-sal yayla yolunu safari halinde yavaş yavaş tırmanmaya başlayacağız. İlk olarak bizleri sal yaylası karşılayacak. Sal yaylası: geniş meralık alan içerisine en güzel haliyle işlenmiş ahşap evlerin olduğu ve sessizliğin içinde kaybolup, sizleri masallar diyarındaki sevimli çocuk haydiii J olmaya  davet edeceğiz.       İneklerin çan sesini,gökyüzündeki şahinleri ve şansımız varsa karacaları dahi görebileceğiz.
   

Fotoğraf çekimlerimizi yapıp biraz sohbetleştikten sonra Sal yaylasından komşu yayla olan  pokuta  doğru 30 dk’lık  light bir patikayla geçiş yapacağız.
Pokut’un sırtından Kaçkarları, Hazindağı,Gitoyu,Amlakiti,Hüseri,Ayderi (havanın müsaitliğine göre) izleyebileceğiz.
    

Öğle yemeğimizi barbekü yada yayla evinde yedikten sonra… Enetap’ın düzü’ne doğru bir kaldığımız yoldan 1 saat daha yürüyüş yapacağız,yürüyüşümüzü tamamladıktan sonra  bizleri sal yaylasında bekleyen aracımıza binip dönüş yoluna koyulacağız.

 

Parkur:kolay        süre:1 sa. 30 dak


 

7.GÜN: ÇAT VADİSİ-ÇİNÇİVA- ZİLKALE-PALOVİT ŞELALESİ-RAFTİNG

 

HAYAT VARILACAK YER DEĞİL,YOLCULUKTUR

  

Son günün sabahında yaylalara,Kaçkarlara,,yeşile,maviye,sarı kıza ali amcaya,Fatma teyzeye güzelliğe dair her şeye  veda etme zamanı geldi diye üzülmüyoruz,rotamızı Ayderden, Çamlıhemşine doğru çeviriyoruz.
   

Tarihi konaklar ve tarihi köprüler eşliğinde ortaçağdan kalan,tarihini ve kültürel mirasını yansıtmaya çalışan şu zamana kadar ayakta durmayı başarabilen zilkayele ulaşıyoruz.
 

Zilkale gezimizi tamamladıktan sonra,doğu karadeniz’in en bakir vadilerinden biri olan palovit vadisine girip,gümbür gümbür akan palovit deresinin sesini, tarihi şimşir ve porsuk agaçlarının eşliğinde 45 dk.lık doğa ve terapi yürüyüşümüzü tamamlıyoruz.
   

Yürüyüşümüzün  sonunda  15 mt. dökülen Palovit Şelalesi’ni ziyaret ediyoruz ve son  yürüyüş  programımızı  yapıyor,öğle yemeği için   çinçiva köyüne doğru yola koyuluyoruz.
    

ÇİNÇİVA’DA   bize özel ‘Hemşin lezzet menüsü’ diye adlandırdığımız öğle yemeğimizi yedikten sonra sizlerle fırtınanın serin sularında ‘raftig’ yapıp, İnsan Sapanı'yla yeniden dirilircesine ve farklı bir benlikle  şehire doğru fırlatıyoruz.

Yeni bir SEN DA GEZ  organizasyonunda buluşmak üzere...